İçeriğe atla
Dünya

Himalayalar alarm veriyor: Buzulların erimesi milyonlarca kişiyi tehdit ediyor

Himalayalar’da buzulların erime hızı son 10 yılda yüzde 65 arttı. Büyüyen buzul gölleri ve artan taşkın riski kısa vadede milyonlarca kişiyi tehdit ederken, buz rezervlerinin azalması uzun vadede Güney Asya’da ciddi bir su krizine yol açabilir.

ajans11··
abdpost himalayalar alarm veriyor buzullarin erimesi milyonlarca kisiyi tehdit ediyor 6aa8ddece04ca
5 dakika okuma

Himalayalar’da iklim krizinin etkileri giderek daha görünür hale geliyor. Yeni bir araştırmaya göre bölgedeki buzullar, 10 yıl öncesine kıyasla yüzde 65 daha hızlı kütle kaybediyor. Büyüyen buzul gölleri, heyelan ve taşkın riski artarken, bölgedeki su kaynaklarına bağlı yüz milyonlarca insan için uzun vadeli su sıkıntısı tehlikesi de büyüyor.

Buzulların erime hızı hızlandı

Systemiq tarafından Integrated Mountain Initiative işbirliğiyle hazırlanan araştırma, Himalayalar’ın kritik bir döneme yaklaştığını ortaya koydu. Çalışmaya ICIMOD ve G.B. Pant Ulusal Himalaya Çevre Enstitüsü de teknik katkı sundu.

Araştırmaya göre Himalaya-Karakurum hattında yaklaşık 40 bin buzul bulunuyor. Ancak bunlardan yalnızca 21’i uzun süreli ve ayrıntılı şekilde takip ediliyor. Uzmanlar, sınırlı izleme kapasitesinin bölgedeki risklerin zamanında tespit edilmesini zorlaştırdığına dikkat çekiyor.

ICIMOD’un Mart 2026’da yayımladığı çalışmalar da Hindu Kush Himalaya bölgesindeki buz kaybının 2000 yılından bu yana iki katına çıktığını göstermişti.

Buzullar çekildikçe tehlikeli göller oluşuyor

Buzulların küçülmesi yalnızca su ve buz rezervlerinin azalması anlamına gelmiyor. Geri çekilen buzulların ardında, kaya ve buz yığınlarının oluşturduğu doğal setlerle çevrili göller meydana geliyor.

Bu setlerin parçalanması halinde büyük miktarda su kısa sürede vadilere ulaşabiliyor. Ortaya çıkan buzul gölü taşkınları, yerleşim yerleriyle birlikte yollar, köprüler ve enerji altyapısı için ciddi tehdit oluşturuyor.

Artan sıcaklıklar yüksek rakımlardaki kalıcı donmuş toprağı da etkiliyor. Zeminin çözülmesiyle birlikte dağ yamaçları daha istikrarsız hale gelirken heyelan, kaya düşmesi, sel ve taşkın gibi afetlerin birbirini tetikleme ihtimali yükseliyor.

Hindistan’da 56 buzul gölü çok yüksek risk taşıyor

Hindistan’daki veriler, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. Himalaya bölgesi ülke topraklarının yaklaşık yüzde 18’ini kaplamasına rağmen afetlerin yaklaşık yüzde 35’i bu bölgede yaşanıyor.

Bilimsel değerlendirmelerde Hindistan’daki yaklaşık 200 buzul gölü yüksek riskli kategorisine alındı. Bunların 56’sı ise “çok yüksek risk” grubunda bulunuyor.

Himalayalar’da bu tür felaketler daha önce de ağır sonuçlara yol açtı. Sikkim’de 2023 yılında yaşanan buzul gölü taşkınında en az 70 kişi hayatını kaybetti; ulaşım yolları, köprüler ve hidroelektrik tesisleri büyük zarar gördü.

Uttarakhand’da 2021’de Rishiganga ve Dhauliganga vadilerini etkileyen selde ise 200’den fazla kişi yaşamını yitirdi.

Bugünkü erime yarının su krizine dönüşebilir

Uzmanlara göre Himalayalar’daki asıl tehdit yalnızca ani taşkınlardan ibaret değil. Bölgedeki buz ve kar kütleleri, Güney Asya’nın en önemli nehir sistemlerini besliyor.

ICIMOD verilerine göre Hindu Kush Himalaya bölgesindeki 12 büyük nehir, yaklaşık 2 milyar insan için tatlı su ve ekosistem hizmetleri sağlıyor.

Buzulların erimesi ilk etapta nehirlere daha fazla su taşınmasına neden oluyor. Ancak buz rezervleri küçüldükçe bu katkı da azalıyor. Uzmanların “zirve su” olarak adlandırdığı dönemin ardından nehirlerdeki buzul kaynaklı su miktarının düşmesi bekleniyor.

Bu nedenle hızlı erime kısa vadede taşkın riskini artırırken, uzun vadede milyonlarca insan için su kıtlığı sorununu daha da büyütebilir.

Himalaya suları Hindistan ekonomisinin önemli bölümünü destekliyor

Araştırmada Himalayalar’ın ekonomik açıdan da kritik bir konumda olduğuna dikkat çekildi.

Rapora göre Himalayalar’dan gelen su, Hindistan ekonomisinin yaklaşık yüzde 20’sini destekliyor. Tarımdan hidroelektriğe, çay üretiminden turizme ve dini ziyaretlere kadar çok sayıda sektör bu kaynaklara bağlı.

Buna karşın dağlık bölgelerin oluşturulan ekonomik değerden aldığı payın yaklaşık yüzde 5 seviyesinde kaldığı hesaplanıyor.

London School of Economics bünyesindeki Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Araştırma Enstitüsü Başkanı ekonomist Lord Nicholas Stern, Himalayalar’ı sahip olduğu büyük buz rezervleri nedeniyle “Üçüncü Kutup” olarak tanımlıyor.

Stern, Kuzey ve Güney kutuplarından farklı olarak Himalaya buzullarının hemen aşağısında yüz milyonlarca insanın yaşadığını belirterek bölgenin küresel önemine vurgu yapıyor.

Siyah karbon da erimeyi hızlandırıyor

Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de hava kirliliğinin buzullar üzerindeki etkisi oldu.

Rapora göre Himalayalar’daki buzul kaybının yaklaşık üçte biri “siyah karbon” adı verilen kurum parçacıklarıyla bağlantılı. Özellikle ovalardaki tuğla fırınlarından yayılan kurum, kar ve buz yüzeyine ulaştığında güneş ışığının daha fazla emilmesine neden oluyor.

Bu durum, buzulların daha hızlı erimesine yol açıyor.

Araştırmacılar, siyah karbonun azaltılmasının bölge ülkelerinin doğrudan müdahale edebileceği önemli alanlardan biri olduğuna işaret ediyor.

Uzmanlardan ortak mücadele çağrısı

Araştırmada Himalayalar’daki riskleri azaltmak için 10 öncelikli dönüşüm alanı belirlendi. Siyah karbon salımının azaltılması, buzul izleme sistemlerinin genişletilmesi ve erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi bu başlıklar arasında yer aldı.

Dağlık bölgelerde turizmin de yeniden planlanması gerektiği belirtilirken, olası afetlerden önce tahliye planlarının hazırlanması ve kritik altyapının korunması için ülkeler arasında ortak protokoller oluşturulması önerildi.

Himalayalar yılda 400 milyon turist çekiyor

Hindistan’ın Himalaya bölgesi yılda yaklaşık 400 milyon turist ziyareti alıyor. Araştırmacılar, turizm politikalarının yalnızca ziyaretçi sayısını artırmaya odaklanmak yerine doğal çevre üzerindeki baskıyı azaltacak ve ekonomik getirinin bölge halkına daha fazla ulaşmasını sağlayacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.

ICIMOD Genel Direktörü Pema Gyamtsho da buzulların geri çekilmesi, donmuş toprakların çözülmesi ve dağ yamaçlarının istikrarsızlaşmasının birbiriyle bağlantılı riskleri artırdığını belirtti.

Uzmanlara göre Himalayalar’daki tehlikeler ülkelerin sınırlarında durmuyor. Bu nedenle ortak buzul izleme ağları kurulması, risk bilgilerinin paylaşılması, erken uyarı sistemlerinin birbirine bağlanması ve afetlere karşı ortak yatırımlar yapılması gerekiyor.

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap