İçeriğe atla
Güncel

Kur’an’da Adı Geçen Harût ve Marût Kimdir?

Kur’an’da isimleri geçen Harût ve Marût hakkında yüzyıllardır aktarılan rivayetler dikkat çekiyor. Babil’den Zühre’ye, sihirden büyük imtihana uzanan anlatının ayrıntıları Tıbyan Tefsiri’nde nasıl aktarılıyor?

ajans11··
abdpost harut ve marutun sirri babilde ne oldu 6a97150b35ecb
4 dakika okuma

Kur’ân-ı Kerîm’de Bakara Suresi’nin 102. ayetinde isimleri geçen Harût ve Marût, yüzyıllardır İslam tefsir geleneğinin en çok merak edilen isimleri arasında yer alıyor. Babil, sihir ve büyük bir imtihanla ilişkilendirilen Harût ve Marût hakkında özellikle klasik tefsirlerde aktarılan rivayetler dikkat çekerken, İslam âlimleri kıssanın ayrıntılarına temkinli yaklaşılması gerektiğini vurguluyor.

Kur’an’da Harût ve Marût

Harût ve Marût’un isimleri Kur’ân-ı Kerîm’de Bakara Suresi’nin 102. ayetinde geçiyor. Ayette Hz. Süleyman döneminde sihirle ilişkilendirilen uygulamalardan söz edilirken, Hz. Süleyman’ın inkâra düşmediği, asıl inkâr edenlerin insanlara sihri öğreten şeytanlar olduğu bildiriliyor.

Aynı ayette Babil’de Harût ve Marût ile ilişkilendirilen bilgilerden de söz ediliyor. Ancak dikkat çekici bir ayrıntı bulunuyor: Harût ve Marût’un kendilerine gelen kişileri, “Biz ancak bir imtihan vesilesiyiz” anlamındaki ifadelerle uyardıkları belirtiliyor.

Böylece Kur’an’ın anlatımında sihir, insanlara kontrolsüz biçimde sunulan bir bilgi olmaktan ziyade ciddi sonuçları bulunan bir imtihan konusu olarak karşımıza çıkıyor.

Tıbyan Tefsiri’nde Aktarılan Rivayet

Harût ve Marût hakkındaki en dikkat çekici anlatılardan biri, klasik tefsir ve kıssa literatüründe aktarılan rivayetlerde yer alıyor.

Rivayete göre melekler, insanların yeryüzünde işledikleri günahları, çıkardıkları fesadı ve döktükleri kanı görünce onların davranışlarına hayret etti. Bunun üzerine insanın sahip olduğu nefis, arzu ve dünyevi zaaflarla karşılaşmaları halinde kendilerinin nasıl davranacağına ilişkin bir imtihan gündeme geldi.

Bu imtihan için Harût ve Marût’un seçildiği ve insan suretinde Babil’e gönderildiği anlatıldı.

Ancak rivayetin devamında çok daha dikkat çekici ayrıntılar yer aldı.

Zühre İle Karşılaşmaları

Klasik rivayetlere göre Harût ve Marût, yeryüzünde Zühre ya da Nahit adıyla anılan son derece güzel bir kadınla karşılaştı.

İnsanlara özgü arzu ve zaaflarla imtihan edildikleri belirtilen iki varlığın Zühre’ye ilgi duyduğu, kadının ise kendisine yaklaşmaları için birtakım ağır şartlar ileri sürdüğü rivayet edildi.

Aktarımlara göre bu şartlar arasında puta tapmak, içki içmek ve haksız yere bir insanın hayatına son vermek gibi büyük günahlar bulunuyordu.

Harût ve Marût’un başlangıçta bunların bir bölümünü reddettiği, ancak içki içmeyi diğerlerinden daha hafif gördükleri için bu seçeneğe yöneldikleri anlatıldı. Rivayetin devamında ise sarhoş olmalarının ardından kontrolü kaybettikleri ve başka günahlara da sürüklendikleri öne sürüldü.

Babil Kuyusu Rivayeti

Kıssanın en gizemli bölümlerinden biri ise Harût ve Marût’un cezalandırılmasıyla ilgili anlatı oldu.

Rivayete göre yaşananların ardından tövbe eden Harût ve Marût’a cezalarının dünyada mı yoksa ahirette mi verilmesini istedikleri soruldu. Dünya hayatındaki cezanın geçici olduğunu düşünerek dünya azabını seçtikleri aktarıldı.

Bunun üzerine Babil’de bulunan bir kuyuda kıyamete kadar cezalandırıldıkları yönünde rivayetler ortaya çıktı.

İnsanların sihirle ilgili birtakım bilgileri onlardan öğrendiği de anlatılırken, Harût ve Marût’un kendilerine gelenleri her defasında bunun bir imtihan olduğu konusunda uyardıkları ifade edildi.

Âlimlerden Rivayetlere Temkinli Yaklaşım

Harût ve Marût kıssasının özellikle Zühre, içki, büyük günahlar ve Babil kuyusundaki ceza gibi ayrıntıları İslam âlimleri arasında tartışmalı kabul ediliyor.

Bu anlatıların önemli bir bölümünün İsrâiliyat olarak isimlendirilen, önceki din ve kültürlerden İslamî literatüre geçen rivayetlerle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Kur’an’da açıkça bildirilmeyen ayrıntıların kesin birer dinî gerçek olarak kabul edilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Özellikle meleklerin Allah’a isyan edip günah işlediğini anlatan bölümler, meleklerin mahiyeti hakkındaki temel İslamî kabuller nedeniyle eleştirilmiştir.

Kur’an’da melekler, Allah’ın emirlerine karşı gelmeyen ve kendilerine verilen görevleri yerine getiren varlıklar olarak anlatılıyor. Bu nedenle birçok âlim, Harût ve Marût hakkında nakledilen dramatik hikâyelerin ayetin kendisiyle aynı kesinlikte değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.

İmtihan Vurgusu

Bakara Suresi’nin 102. ayetinde öne çıkan temel noktalardan biri ise Harût ve Marût’un insanları uyarması.

Ayetin anlatımına göre kendilerinden bir şey öğrenmek isteyenlere bunun bir “fitne”, yani imtihan olduğu bildirilerek inkâra düşmemeleri konusunda uyarıda bulunuluyor.

Bu yönüyle kıssanın merkezinde yalnızca sihir bulunmuyor. Bilginin nasıl kullanıldığı, insanın arzuları karşısındaki iradesi ve yanlış tercihlerinin doğurabileceği sonuçlar da anlatının temel unsurları arasında yer alıyor.

Yüzyıllardır Merak Edilen İki İsim

Harût ve Marût hakkında yüzyıllar içerisinde çok sayıda hikâye anlatılmış olsa da Kur’an’ın verdiği bilgiler ile daha sonraki dönemlerde aktarılan rivayetlerin birbirinden ayrılması önem taşıyor.

Tıbyan Tefsiri ve klasik kıssa geleneğinde aktarılan Babil, Zühre ve ceza anlatıları hikâyenin en dikkat çekici bölümlerini oluştururken, bunların tamamının Kur’an’da yer almadığı ve bir bölümünün zayıf ya da İsrâiliyat kaynaklı rivayetler olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

Bu nedenle Harût ve Marût kıssası, İslam tefsir tarihinde yalnızca sihirle ilişkilendirilen gizemli bir anlatı değil; aynı zamanda insanın nefsi, iradesi, bilgi karşısındaki sorumluluğu ve imtihan kavramı üzerinden yüzyıllardır tartışılan dikkat çekici bir tefsir konusu olmayı sürdürüyor.

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap
    Kur’an’da Adı Geçen Harût ve Marût Kimdir? | Ajans11.net