Kur’an’da Anlatılan Büyük İmtihan: Tâlût ve Câlût
Zaferin kalabalıklarla değil, iman, sabır ve Allah’a teslimiyetle kazanılacağını gösteren Tâlût ve Câlût kıssasında, müminler daha savaş başlamadan büyük bir imtihandan geçirildi. Sayıları azalmasına rağmen Allah’a tevekkül edenler geri adım atmadı. “Nice az topluluk Allah’ın izniyle nice çok topluluğa galip gelmiştir” diyerek Câlût’un ordusunun karşısına çıktılar. Allah’ın izniyle zafer kazanılırken, Hz. Davud Câlût’u öldürdü ve mücadelenin kaderini değiştirdi.

Kur’ân-ı Kerîm’de Bakara Suresi’nin 246 ile 251. ayetleri arasında anlatılan Tâlût ve Câlût kıssası, yalnızca iki ordunun karşı karşıya geldiği bir mücadeleyi değil; sabır, itaat, irade ve iman üzerinden verilen büyük bir sınavı gözler önüne seriyor. Tıbyan Tefsiri ve klasik tefsirlerde aktarılan rivayetlerde, İsrailoğulları'nın hükümdar talebiyle başlayan süreç, bir nehir başındaki çetin imtihanın ardından genç Davud’un Câlût’u mağlup etmesine kadar uzanıyor.
İsrailoğulları Bir Hükümdar İstedi
Hz. Musa’dan sonraki dönemde İsrailoğulları, düşmanlarının baskısı altında zor günler geçiriyordu. Yurtlarından çıkarıldıkları ve ağır kayıplar verdikleri bir dönemde, kendilerine gönderilen peygambere başvurarak bir hükümdar tayin edilmesini istediler.
Amaçları, onun önderliğinde birleşmek ve düşmanlarına karşı savaşmaktı.
Peygamberleri ise savaş emri geldiğinde geri durabilecekleri konusunda onları uyardı. İsrailoğulları, yurtlarından çıkarıldıklarını ve çocuklarından ayrı bırakıldıklarını söyleyerek savaşmaktan vazgeçmeyeceklerini bildirdiler.
Ancak savaş emri geldiğinde çok azı dışında büyük bir kısmı geri döndü.
Tâlût'un Seçilmesine İtiraz Ettiler
Allah tarafından İsrailoğulları'nın başına hükümdar olarak Tâlût seçildi. Ancak bu karar toplumun bir bölümünde şaşkınlık ve itirazla karşılandı.
Onlara göre hükümdarlık için Tâlût'tan daha uygun kişiler vardı. Üstelik Tâlût büyük bir servete de sahip değildi.
Peygamberleri ise bu itirazlara karşı Tâlût'un Allah tarafından seçildiğini bildirdi. Ona bilgi ve bedensel güç bakımından üstünlük verildiğini belirterek hükümdarlığın yalnızca zenginlik, soy veya toplumsal statüyle ölçülemeyeceğini ortaya koydu.
Böylece daha yolun başında kıssanın önemli mesajlarından biri ortaya çıktı: İnsanların değer ölçüsü ile ilahi takdir her zaman aynı değildi.
Hükümdarlığının İşareti Ahit Sandığı Oldu
İsrailoğulları, Tâlût'un hükümdarlığını kabul edebilmek için bir işaret istedi.
Bunun üzerine peygamberleri, Tâlût'un hükümdarlığının alametinin kendilerine "Tabut"un gelmesi olduğunu bildirdi.
Kur'an'da bu sandıkta Rablerinden bir "sekînet" ile Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bazı kalıntıların bulunduğu ve sandığın melekler tarafından taşınacağı haber verilir.
Tıbyan Tefsiri ve klasik kaynaklarda ayrıntıları aktarılan bu hadise, Tâlût'un hükümdarlığının önemli delillerinden biri olarak anlatılır.
Ardından asıl büyük sınav başladı.
Büyük Ordu Bir Nehrin Başında Sınandı
Tâlût ordusuyla birlikte Câlût'a karşı yola çıktığında askerlerini beklenmedik bir imtihanın beklediğini açıkladı.
Uzun ve yorucu yolculuk sırasında karşılarına çıkan nehir, askerlerin iradesini ortaya çıkaracak bir sınav olacaktı.
Tâlût, askerlerine Allah'ın kendilerini bir nehirle imtihan edeceğini söyledi. Nehirden kana kana içenlerin kendisinden olmadığını, sudan tatmayanların ise kendisiyle beraber olduğunu bildirdi. Yalnızca eliyle bir avuç su alanlara izin verildi.
Fakat ordunun büyük bölümü bu emre uymadı.
Susuzluğuna yenik düşenler nehirden bolca su içerken, yalnızca küçük bir topluluk verilen emre sadık kaldı.
Tıbyan Tefsiri ve bazı klasik rivayetlerde sınavı geçenlerin sayısının yaklaşık 313 kişi olduğu aktarılır. Bu sayı, İslam geleneğinde Bedir Savaşı'na katılan müminlerin sayısıyla kurulan benzerlik nedeniyle de dikkat çekmiştir.
Nehirden geçildiğinde artık Tâlût'un yanında büyük bir kalabalık değil, sınavdan geçmiş küçük fakat kararlı bir topluluk bulunuyordu.
Dev Orduyu Görünce Bazıları Ümidini Kaybetti
Tâlût ve beraberindeki müminler Câlût'un ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde aradaki güç farkı açıkça görülüyordu.
İçlerinden bazıları, "Bugün Câlût'a ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok" diyerek endişelerini dile getirdi.
Ancak Allah'a kavuşacaklarına inananlar, Kur'an'da asırlardır hafızalarda yer eden şu sözlerle karşılık verdi:
"Nice az topluluk, Allah'ın izniyle nice çok topluluğa galip gelmiştir."
Artık mücadele yalnızca iki ordunun değil, sayı ile inanç arasındaki büyük sınavın da sembolü hâline gelmişti.
Genç Davud Câlût'un Karşısına Çıktı
Tıbyan Tefsiri ve klasik rivayetlerde aktarıldığı üzere Tâlût'un ordusunda henüz genç yaşlarda olan Davud da bulunuyordu.
Karşı tarafta ise ordusunun gücüyle korku salan Câlût vardı.
Rivayetlerde Davud'un sapanına yerleştirdiği taşla Câlût'un karşısına çıktığı anlatılır. Attığı taş Câlût'a isabet etti ve onu yere serdi.
Kur'ân-ı Kerîm, mücadelenin sonucunu açık biçimde bildirir:
"Derken Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud da Câlût'u öldürdü."
Câlût'un öldürülmesiyle savaşın dengesi değişti ve karşı ordu bozguna uğradı.
Çobanlıktan Hükümdarlığa Uzanan Yol
Câlût'un mağlup edilmesi yalnızca savaşın sonunu değil, Davud için yeni bir dönemin başlangıcını da beraberinde getirdi.
Kur'an'da Allah'ın Davud'a hükümdarlık ve hikmet verdiği, ona dilediği şeyleri öğrettiği bildirilir.
Böylece kıssanın başlangıcında hükümdarlığa layık görülmeyen Tâlût'un seçilmesiyle verilen mesaj, sonunda Davud üzerinden bir kez daha ortaya çıktı: Üstünlük servette, kalabalıkta veya dış görünüşte değil; Allah'ın takdiri, ilim, sabır ve imandaydı.
Nehir İmtihanının Verdiği Büyük Ders
Tıbyan Tefsiri'nde kıssanın dikkat çeken noktalarından biri nehir imtihanıdır.
Askerlerden istenen görünüşte oldukça basitti: Susuzluğa rağmen kendilerine konulan sınıra uymaları.
Ancak küçük görünen bu sınav, daha büyük bir mücadelenin ölçüsü hâline geldi. Nefsine hâkim olamayanların büyük bir sorumluluk karşısında da direnç göstermekte zorlanacağı; sabredenlerin ise sayıca az olsalar bile mücadeleye devam edebilecekleri ortaya çıktı.
Tâlût ve Câlût kıssası bu yönüyle yalnızca geçmişte yaşanan bir mücadeleyi aktarmıyor. Kıssa; liderliğin zenginlikle ölçülemeyeceğini, kalabalıkların her zaman gücü temsil etmediğini ve küçük sınavlarda gösterilen iradenin büyük mücadelelerin sonucunu belirleyebileceğini hatırlatıyor.
Kur'an'ın verdiği mesaj ise yüzyılları aşarak aynı noktaya işaret ediyor:
Nice az topluluk, Allah'ın izniyle nice çok topluluğa galip gelmiştir.
Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Giriş Yapİlginizi Çekebilir

New York'ta Legionella İçin Yeni Önlem Planı
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, 11 kişinin öldüğü Legionnaires salgınının ardından soğutma kuleleri için yeni denetim planını açıkladı.

ABD'den İran Açıklaması: Saldırı Dalgası Tamamlandı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'da Devrim Muhafızları Ordusu hedeflerine yönelik başlatılan saldırı dalgasının sona erdiğini açıkladı.

ABD'den Türkiye'ye Artemis Anlaşmaları Tebriği
ABD, Artemis Anlaşmaları'na imza atan Türkiye'yi tebrik etti. Ankara, anlaşmaya katılan 71. ülke olarak uzay araştırmalarında yerini aldı.