Seyyar Satıcılıktan Holding Sahipliğine: İbrahim Yılmaz

Yokluktan gelerek çırak olarak başladığı iş hayatına, seyyar satıcılıkla devam eden ve sonrasında holding sahibi olmayı başaran İbrahim Yılmaz'dan başarı ve insanlık adına öğreneceğimiz çok şey var. Hayallerinin peşinden koşup, kendi işini kurmak isteyen herkesin okuması gereken bu haber, eminiz herkese ilham kaynağı olacaktır.

Seyyar Satıcılıktan Holding Sahipliğine: İbrahim Yılmaz
21 Aralık 2020 - 16:58
Nasıl Başladı?
İbrahim Yılmaz bir güvenlik şirketinde çırak olarak işe başlamış. O firmadaki ustasına çıraklık edip işi öğrendikten sonra, yıllar içinde kendi kanatlarıyla uçmaya karar vermiş. İşe ilk olarak bir kartvizit bastırmakla başlamış, fakat bir işyeri olmadığından evinin telefonunu yazdırmış karta.

Güvenlik sistemleri üzerine ürün satmak için, kartvizitini kapı kapı dolaşarak her yere dağıtıp, bir nevi işini pazarlamaya çalışmış. Başarmış da! Ancak kartvizitini verdiği herkese üzerine cep telefonunun numarasını yazıp, iş diye belirttiği numara aslında ev numarası olduğundan, kendisine cepten ulaşmalarını rica ediyormuş, çünkü evde okuma yazması olmayan yaşlı annesinin telefona çıkmasını hiç istemiyormuş.

Okuma yazması olmayan annesinin sipariş alamadığını, bu sebeple de gelen müşterilerin yüzde 50'sini kaçırdığını ve bu yüzden başlarda çok zorluk yaşadığını anlatıyor Yılmaz. Hal böyleyken işini geliştirmiş.

Mutlaka 3. Yolu İzleyin!
İlkokul yıllarında gün ağarmadan uyandırılıp, okula gitmenin kendisinde yarattığı hoşnutsuzluktan ötürü, bir gün asla gün ağarmadan uyanacağı bir iş yapmama kararı alıp, sisteme karşı gelen bir bilinci savunmuş. Herkesin doğru dediği tek yoldan gitmeme kararı almış ve farklı bir yol olduğuna inanmış. Hep o yolu arayıp, herkes gibi standardın içinde yer almamış. Her zaman 1 ya da 2 değil 3. bir yol olduğunu söyleyip, onu da "kalp gözünüz açıksa bulabilirsiniz" diyor. "İnanmak önemli" diyor. "Ama unutmayın, mutlaka 3. bir yol var! O yol size başarıyı getirecektir. O yol size farklılıkları getirecektir. Her zaman söylerim; başarılı insanlar her zaman 3. yolu, farklılıkları, kimsenin bakmadığı gibi baktıkları için doğru yolu bulmuşlardır ve başarıyı bulmuşlardır." diyor.

Ben Bir Hayırsever Değilim!
"Ben bir hayırsever değilim! Ben iyilik sever değilim! Ben belki iyi bir insan da değilim! Ben ne yapıyorum aslında biliyor musunuz? Yani benim insanlara anlatmak istediğim şu: Mesela; işte ben hayırsever işadamıyım, hayırsever İbrahim! Hayır! Ben hayırsever falan değilim. Çünkü benim hayırseverlik yanımı hiçbir zaman size göstermedim.

Benim hangi öğrenciyi okuttuğumu, hangi zor durumda olan birine yardım ettiğimi ya da kime ne katkıda bulunduğumu hiçbir zaman göstermedim. Şu anda siz yine onları bilmiyorsunuz. Hiçbirinden yine haberiniz yok ki. Ama sen bunu gösterdin sevabın kalmadı diyenler, ben bundan zaten sevap istemiyorum ki. Benim gizli yaptığım sevaplar zaten bana yeter. Ama onların hiçbirisini siz zaten bilmeyeceksiniz.

İnsanların anlamadığı bir şey var! Ben sizlere örnek olsun diye bir şey yaptım. Örnek olsun diye. Yani siz beni kesinlikle hayırsever görmeyin. İyilik yapan görmeyin. Güzellik yapan görmeyin. Siz sadece evinize giderken, yolda soğukta titreyen adamı unutmuşsunuz. Siz de, ben de hep beraber ne kadar zengin olursak olalım işimize dalmışız. Paraya tapmışız. Arabamıza tapmışız. Sevdiğimize tapmışız. Başka şeylere tapmışız. Dünyadaki her şeye tapmışız. Biz yanımızdan geçerken o titreyen adamı görmüyoruz, üşüyor. İçinde 30 tane 50 tane sattığı ürün var ve o adam 4 saat sonra oradan geçerken 1 tane satmış oluyor. Ve son ana kadar o adam bekliyor ama hiçbirimiz o adamı görmüyoruz.

Ne olur ki, örnek veriyorum benim param vardı hepsini aldım. Sen de bir tane al, kuşlara ver. Bir tane al ileride peçete dağıtan çocuğa ver simidi yemezsen. Yani neyi anlamıyorum biliyor muzsunuz? O kadar zenginiz, o kadar varlıklıyız, ne kadar paran olursa olsun, hiç parası olmayanın bile cebinde 1.5 TL var; o amcayı yanından geçerken görmezden gelmeyip bir tane simit alsanıza. Ben insanlara bunu anlatmaya çalıştım.

Kimse beni hayırsever falan görmesin. Kimse beni yardımsever görmesin. Ben kimseye bir şey ispatlamaya çalışmıyorum, çünkü ben yaptığım hiçbir şeyi, hiçbir şekilde size göstermiyorum. Bazen diyorlar ki sen bunu gösteriyorsun. Sağ elin verdiğini sol el görmez. Kardeşim! Burada hassas noktayı kimse bilmiyor: Peygamber Efendimiz, zamanında sosyal medya olsaydı, insanlara dini yaymak için sizce sosyal medyayı kullanmaz mıydı? Sosyal medyanın gücünden tüm dünyaya Müslümanlığı, insanlığı, iyiliği yaymaz mıydı? Tabii ki
oradan yayardı.

Şimdi insanlar sağ elin verdiğini sol el görmesin diye bir söz kullanıyorlar ya! Bakın bununla ilgili çok önemli, herkesin ezbere konuştuğu, benim yıllardır araştırmalarım sonucunda bulduğum gerçeği paylaşacağım sizlerle: Sağ elin verdiğini sol el görsün, sol el kıskansın o da yapsın!

Günümüz dünyasında eğer insanlar gördükçe bir şeyi örnek alıyorsa, örnek aldığı yoldan gidin. Bırakın örnek alsınlar, insanlar senden görsünler, senden bunu kıskansınlar. Senden evini, arabanı, ayakkabını, gözlüğünü görüp her şeyi kıskanıyorlar ya! Bırak da senden iyiliği kıskansınlar.


Yani yaptığın iyiliği ya da yardımı gösterme diyen arkadaşlar! Ben yardım yapmadım ki, ben karşılıklı insanlardan alışveriş yaptım. Alışverişi yardım olarak görmeyin. Ben tam hakkını verip alışveriş yaptım. Ve bir farkındalık yarattım. Bizim o unuttuğumuz pazardaki teyzeyi görün diye. ...."

Bu güzel sohbetin detaylarına aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz.

KAYNAK: İbrahim Yılmaz   

YORUMLAR

  • 0 Yorum

https://www.alexa.com/siteinfo/abdpost.com