BM’de Tarihî Adalet Çağrısı: Batı Azerbaycan İçin Dikkat Çeken Talep
Birleşmiş Milletler’de dünyanın farklı coğrafyalarından dikkat çeken isimler aynı masada buluştu. New York’taki konferansta Batı Azerbaycanlıların geri dönüş talebinden dekolonizasyona, tarihî adaletten kültürel mirasa kadar kritik başlıklar gündeme taşındı. ABDPost New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli programı yerinde takip etti.

Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen uluslararası konferansta “geri dönüş hakkı”, dekolonizasyon, kendi kaderini tayin, tarihî adalet ve kültürel mirasın korunması masaya yatırıldı. Batı Azerbaycanlıların geri dönüş talebinin de önemli gündem maddelerinden biri olduğu konferansta Yeni Kaledonya/Kanaky, St. Martin, Karayipler, Guyana, Guadeloupe ve Sih toplumundan temsilciler söz aldı. ABDPost New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli de programı yerinde takip etti.

16 ülkeden 50’den fazla temsilci katıldı
Baku Initiative Group (Bakü Girişim Grubu-BIG) tarafından 28 Eylül’de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumu kapsamında New York’taki BM Genel Merkezi’nde “The Right of Return and Decolonization: Restoration of Delayed Historical Justice” başlıklı uluslararası konferans gerçekleştirildi.

Konferansa 16 ülkeden 50’den fazla temsilcinin katıldığı açıklandı. Katılımcılar arasında mülteci ve azınlık hakları alanında çalışan uzmanlar, geri dönüş hakkı üzerine çalışmalar yürüten isimler, diaspora kuruluşlarının temsilcileri, farklı topluluklardan aktivistler ve uzmanlar yer aldı.

Programı ABDPost adına yerinde takip eden New York Temsilcisi Özlem Özgüt Yörekli, konferansta farklı coğrafyalardan gelen temsilcilerin geri dönüş hakkını yalnızca fiziksel olarak bir bölgeye dönmek üzerinden değil; kimlik, tarihî hafıza, kültürel miras, mülkiyet ve kendi kaderini tayin başlıkları üzerinden değerlendirdiğini aktardı.
Elgun Hajiyev: “Geri dönüş temel bir insan hakkıdır”
Konferansın açılışında konuşan Baku Initiative Group İletişim ve Veri Analitiği Bölüm Başkanı Elgun Hajiyev, Batı Azerbaycanlıların geçmişte yaşadıkları yerlere dönüş meselesinin ilgili BM kurumları ve uluslararası mekanizmalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Hajiyev, geri dönüşün yalnızca fiziksel bir hareket olarak görülmemesi gerektiğini belirterek bunun kimlik, insan onuru, tarihî hafıza ve kültürel devamlılığın yeniden tesis edilmesini de kapsadığını söyledi.

Konferansın temel tezleri arasında dönüşün güvenli, gönüllü, onurlu ve sürdürülebilir olması; mülkiyet ve kültürel miras konularının da sürece dahil edilmesi gerektiği görüşü yer aldı.
Dimitri Qenegei Kanaky’nin talebini BM’ye taşıdı
Konferansın dikkat çeken isimlerinden biri Dimitri Qenegei oldu. Qenegei, Güney Pasifik’te Fransa’ya bağlı Yeni Kaledonya/Kanaky’de faaliyet gösteren Kanak ve Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FLNKS) resmi temsilcisi olarak programa katıldı.

Qenegei, “geri dönüş hakkı” kavramını Kanak halkının dekolonizasyon mücadelesi açısından ele aldı.
Ona göre geri dönüş yalnızca bir toprağa fiziksel olarak dönmek anlamına gelmiyor; sömürgecilik nedeniyle kaybedildiğini söylediği tarihî hafızanın, kültürel mirasın, kurumlar üzerindeki yetkinin ve toplumun kendi geleceğini belirleme hakkının yeniden kazanılmasını da içeriyor.

Qenegei, “geri dönüş” kavramının geçmişe dönmek olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak bunu sömürgecilik nedeniyle kesintiye uğrayan tarihsel devamlılığın yeniden kurulması şeklinde tanımladı.
Qenegei’nin BM dekolonizasyon çalışmalarına katılımı yeni değil. BM’nin 2022 Pasifik Bölgesel Dekolonizasyon Semineri kayıtlarında da uzmanlar arasında adı yer alıyor.
Rhoda Arrindell: “Hak bütün yerinden edilmiş halklar için geçerli olmalı”
St. Martin’den konferansa katılan Dr. Rhoda Rebecca Arrindell ise geri dönüş hakkı ile kendi kaderini tayin hakkı arasındaki bağlantıya dikkat çekti.

One SXM Association’ın başkanı olarak da bilinen Arrindell, St. Martin’in Fransa ve Hollanda arasında bölünmüş tarihsel yapısından hareketle dekolonizasyonun henüz tamamlanmamış bir süreç olduğunu savundu. Arrindell, geri dönüş ve kendi kaderini tayin ilkelerinin belirli toplumlara özgü değil, bütün zorla yerinden edilmiş halklara uygulanması gerektiğini ifade etti.

Arrindell’in One SXM bünyesindeki çalışmaları uzun süredir St. Martin’in siyasi statüsü ve kendi kaderini tayin tartışmalarına odaklanıyor. One SXM daha önce St. Martin’de bağımsızlık konusunda yeni bir referandum yapılması çağrısında da bulunmuştu.
Carlyle Corbin’den BM’ye “uygulama” mesajı
Uluslararası yönetişim ve dekolonizasyon uzmanı Dr. Carlyle Corbin de konferansta söz alan isimler arasındaydı.

Corbin, BM’nin dekolonizasyon konusunda uzun yıllardır çok sayıda karar aldığını ancak asıl meselenin bu kararların hayata geçirilmesi olduğunu belirtti. Kendi kaderini tayin ilkesinin BM sistemi içerisindeki yerine dikkat çeken Corbin, uluslararası mekanizmaların daha etkin hale getirilmesi gerektiğini savundu.

Corbin’in dekolonizasyon alanındaki uzmanlığı BM kayıtlarında da görülüyor. BM’nin geçmiş dekolonizasyon seminerlerinde tartışma metinleri sunan uzmanlar arasında Corbin’in adı yer alıyor.
June Soomer: Tazminat da tarihî adaletin parçası
Konferansın öne çıkan konuşmacılarından biri de Büyükelçi June Christine Marie Soomer oldu.
BM Afrika Kökenli İnsanlar Daimi Forumu’nun eski başkanı Soomer, dekolonizasyon meselesini Karayipler’in tarihsel deneyimi ve tazminat tartışmaları üzerinden değerlendirdi.

Soomer, siyasi bağımsızlığın her zaman tam egemenlik anlamına gelmediğine dikkat çekerek sömürgeciliğin ekonomik, kültürel ve toplumsal etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini savundu.

Tarihsel ihlaller karşısında tazminat konusuna özellikle değinen Soomer, telafi mekanizmalarının etkili, zamanında ve meydana gelen zararla orantılı olması gerektiğini söyledi. Soomer’ın bu mesajı konferans günü yayımlanan haberlerde de yer aldı.
Alston Lourens: St. Martin’in bölünmüş yapısına dikkat çekti
St. Martin’den gelen bir diğer konuşmacı Alston Lourens oldu.
One SXM Association’ın sekreteri, eski hükümet danışmanı ve gazeteci olan Lourens, St. Martin’in Fransa ve Hollanda Krallığı arasında bölünmüş yapısını gündeme taşıdı.

Lourens, St. Martin halkının tarih, aile, kültür ve günlük yaşam açısından birbirine bağlı olduğunu, ancak sömürge döneminde çizilen siyasi sınırın adanın yönetiminde etkisini sürdürdüğünü savundu.

Konuşmasında COVID-19 döneminden de örnek veren Lourens, aynı adanın iki tarafında farklı yönetimlerin aldığı kararların günlük hayatta ortaya çıkardığı sorunlara değindi. Ona göre St. Martin açısından “geri dönüş”, yalnızca bir yere geri dönmek değil, adanın tarihsel bütünlüğü ve halkın kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasıyla da bağlantılı.
Patrick Guy Bazile Karayipler’in tarihsel mirasını gündeme taşıdı
Konferansta söz alan isimlerden Patrick Guy Bazile ise Karayipler’de sömürgecilik, Afrika kökenli toplumların tarihî mirası ve kültürel kimlik konularına değindi.

Bazile’in konuşmasında sömürgecilik sonrası dönemde ortaya çıkan siyasi ve ekonomik yapıların yanı sıra Afrika diasporasının tarihsel deneyimi öne çıktı.

Konferansın genel çerçevesinde Karayipler’de geri dönüş hakkının yalnızca coğrafi bir dönüş olarak değil, kültürel mirasın, tarihî belleğin ve toplumların kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmasının yeniden tesisi şeklinde değerlendirilmesi gerektiği görüşü dile getirildi.
Xavier Nelson’dan Fransız Guyanası vurgusu
Konuşmacılar arasında yer alan Xavier Nelson da Fransa’nın denizaşırı topraklarındaki dekolonizasyon tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Nelson, Fransız Guyanası’ndaki Mouvement de Décolonisation et d’Émancipation Sociale (MDES) içerisinde faaliyet gösteren bir isim olarak biliniyor. Fransız Guyanası basınında Nelson, MDES aktivisti olarak tanımlanıyor.
Konferansta Fransız Guyanası üzerinden siyasi kararların binlerce kilometre uzaktaki Paris’te alınması, ekonomik eşitsizlikler, doğal kaynaklar ve yerli toplulukların karşı karşıya bulunduğu sorunlar gündeme getirildi.
Abbas Ismail sömürgeciliğin kalıcı etkilerine dikkat çekti
Konuşmacılar arasında Abbas Ismail de yer aldı.

Ismail, daha önce de sömürgecilik ve sömürge sonrası toplumlar üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çeken bir araştırmacı olarak Baku Initiative Group’un etkinliklerine katıldı.

ISCTE Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Merkezi ile bağlantılı araştırmacı olan Ismail, özellikle Belçika sömürgeciliğinin Ruanda ve bölgedeki toplumsal yapılar üzerindeki tarihsel etkileri konusunda çalışmalar yürütüyor. Daha önceki açıklamalarında sömürgecilikle hesaplaşmanın yalnızca resmî özürlerle sınırlı kalmaması, yapısal değişikliklerle desteklenmesi gerektiğini savunmuştu.
Sih toplumundan iki isim konferansta söz aldı
Konferansta Sih toplumunu temsilen Jasjit Singh ve Prabjot Singh Wirring de söz aldı.
Sih temsilcilerin konuşmalarında kendi kaderini tayin, diaspora, anavatanla bağların korunması ve geri dönüş hakkı üzerinde duruldu.

Özellikle Sikh Federation International Hukuk Danışmanı Prabjot Singh Wirring, geri dönüş hakkının yalnızca fiziksel sınırların aşılması anlamına gelmediğini söyledi.
Wirring’e göre insanlar anavatanlarıyla, aileleriyle, kültürel miraslarıyla ve kutsal mekânlarıyla ayrımcılık veya siyasi cezalandırma korkusu yaşamadan yeniden bağ kurabilmeli.
Wirring ayrıca geri dönüş hakkının hem bireysel hem de kolektif bir niteliği bulunduğunu savunarak kendi kaderini tayin hakkıyla geri dönüş hakkının yakından bağlantılı olduğunu ifade etti.
Kültürel miras ve mülkiyet hakları tartışıldı
Konferansta Azerbaycanlı katılımcılar ve organizatörler, bugünkü Ermenistan sınırları içerisinde Azerbaycanlılara ait tarihî yerleşimlerin, mezarlıkların, camilerin ve diğer kültürel miras unsurlarının tahrip edildiği veya değiştirildiği yönündeki iddiaları gündeme taşıdı.

Programda gösterilen kısa belgeselde de Azerbaycanlıların Ermenistan’dan ayrılmasına ilişkin organizatörlerin tarihsel anlatısına ve kültürel mirasın durumuna ilişkin iddialara yer verildi.
Konferans belgelerinde ise tarihî yerleşimlerin, mezarlıkların, dinî yapıların, yer adlarının ve diğer kültürel miras unsurlarının geri dönüş hakkının ayrılmaz bir parçası olarak korunması gerektiği görüşü dile getirildi.
Ermenistan bu söyleme karşı çıkıyor
Konferansta dile getirilen Batı Azerbaycan ve geri dönüş söyleminin Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri açısından tartışmalı bir siyasi boyutu bulunuyor.

Ermenistan yönetimi, Azerbaycan tarafında kullanılan “Batı Azerbaycan” kavramına ve bu çerçevede ileri sürülen bazı tarihsel iddialara karşı çıkıyor. Erivan bu söylemi Ermenistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından sorunlu olarak değerlendirirken, Azerbaycan tarafı geri dönüş talebinin bir toprak iddiası olmadığını ve güvenli, gönüllü ve onurlu dönüşe ilişkin bir insan hakları meselesi olduğunu savunuyor.
Bu nedenle konferansta Ermenistan’a ilişkin dile getirilen tarihsel nitelendirmeler ve suçlamalar, organizatörlerin ve konuşmacıların görüşleri olarak değerlendiriliyor.
BM’ye özel raportör çağrısı
Konferansın sonunda Baku Initiative Group ve katılımcılar adına Birleşmiş Milletler mekanizmalarına yönelik ortak bir çağrı kabul edildi.

Çağrıda geri dönüş süreçlerinin güvenli, gönüllü, onurlu ve sürdürülebilir biçimde gerçekleştirilmesi, kültürel ve tarihî mirasın korunması ve uluslararası güvence mekanizmalarının oluşturulması talep edildi.
Etkinliğin sonunda ayrıca BM yönetimine özel raportör atanması yönünde bir çağrının kabul edildiği bildirildi.
Konferans sessiz gösteriyle sona erdi
New York’taki programın ardından katılımcılar sessiz bir gösteri gerçekleştirdi.
Gösteride geri dönüş hakkı, tarihî adalet ve dekolonizasyon taleplerinin yer aldığı pankartlar taşındı. Organizatörlerin açıklamasına göre eylem barışçıl şekilde tamamlandı.

Konferansta öne çıkan ortak başlık ise geri dönüş hakkının yalnızca fiziksel bir dönüş olarak değil; kimlik, tarihî hafıza, kültürel miras, mülkiyet, insan onuru ve kendi kaderini tayin meseleleriyle birlikte ele alınması gerektiği yönündeki görüş oldu. Katılımcılar, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası mekanizmaların bu alanlarda daha aktif rol üstlenmesi çağrısında bulundu.
Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Giriş Yapİlginizi Çekebilir

Hastanede uyuz alarmı! İki servis kapatıldı, ziyaretçi kısıtlaması getirildi
Galler’deki Prince Philip Hastanesi’nde ortaya çıkan uyuz vakaları nedeniyle iki servis kapatıldı. Hastanede ziyaretçi kısıtlaması uygulanırken geniş çaplı dezenfeksiyon çalışması başlatıldı.

AB’den kriz anları için yeni sistem: İletişim kopmayacak
Avrupa Birliği, terör saldırıları, doğal afetler ve elektrik kesintileri gibi krizlerde ekipler arasındaki iletişim sorununu çözmek için güvenli bir ortak iletişim altyapısı kurmaya hazırlanıyor.

Mamdani’nin İkinci Konut Vergisi Mahkemeye Takıldı
New York’ta Mamdani yönetiminin milyonlarca dolarlık gelir sağlaması beklenen ikinci konut vergisi mahkemeye takıldı. Yargıç, gönderilen vergi bildirimlerinin iptal edilmesine ve yüz binlerce mülk sahibinin yer aldığı tartışmalı listenin kaldırılmasına karar verdi.