Kurban Psikolojisi ve Self Sabotaj
İnsanlığın belki de tehlikeli hastalıklarından birisidir, zihnin kendi kendini sabote etmeye duyduğu o müthiş merak. Kolektiften midir?

Yoksa atasal aktarımlara dayalı bir genetik kodlama mı? Bilinmez ama her insanın zihninde bir miktar mevcuttur, kendi kendini sabote etme hastalığı… Miktarı ise kişinin yaşamının nasıl şekilleneceğini belirler.
Her birimizin içinde durmaksızın konuşan bir muhtar zaten var. “Yok onu öyle yap, yok bunu neden böyle yaptın? Yok şuna o esnada niye bunu demedin? Yok ötekini niye cezalandırmadın? Bla bla bla”… Tam susacak gibi olur bazen “Ohh be gitti! Kendimle nihayet baş başa kalabildim yeniden” dersin, sonra birden yine başlar yırtık dondan çıkar gibi; dudağının kenarına yerleştirdiği sigarası, kambur sırtı ve arkasında kavuşturduğu elleriyle vıdı vıdı ortalıklarda dolanarak konuşmaya… Ne susar, ne biter, ne de gider.
Ve kendisinin has bir özelliği vardır ki; bu en büyük silahını kullanmaktan asla çekinmez, o da seni sonu gelmeyen bir kurban psikolojisinin içinde tutmak. İçten içe bilir çünkü başka türlü sana hükmetmesinin mümkün olmayacağını.
Peki kim bu muhtar? İd mi? Ego mu? Alter ego mu? Yoksa Jung’un da sürekli dem vurup durduğu arketiplerimizden biri mi?
İnsan, çok katmanlı bir varlık ve bu çoklu katmanlar zaman zaman çoklu kişilik bozukluğuna benzer bir yapıya yol açar. Oturup kendinizi izlemeye kalksanız, sizde sizden kaç tane olduğunu görebilseniz, siz bile şaşardınız bu muhteşem çokluğa. Bazen bir orkestra ritmi tuttursalar da kendi içlerinde, sürekli tekrarlayan bozuk plaklar gibi de sürdürmeye meyillidirler mevcudiyetlerini genel olarak.
Asıl yapılması gereken tüm kadim öğretilerin de söylemekte olduğu gibi, kişinin kendi kendisini izlemesi. Bakın bu cümlede bile çokluk var. Kişi, kendi, izleyen… İş bu halde tüm dini ve ahlaki öğretilerin insanı birlemeye çalışmasına şaşmamak gerek çünkü orkestrayı ve muhtarı kontrol altına alabilmek için, çokluğu birlemek elzem.
Peki bunu yapmazsak ne olur? Bizi kurban psikolojisine hapseden muhtar konuşur durur. Sistemimiz sağlıklı çalışamaz ve paralize olur. Muhtarın önümüze attığı kişilikler bizi oynatır durur, tıpkı iplere bağlanmış kuklalar gibi. Zihni kontrol eden muhtar, o gün bize kim olmamız gerektiğini emrederse o oluruz. Hatta çoklukla bir arketipten diğerine sekip dururken özellikle birinin esaretinde oluruz.
Bu arketip savaşçıysa eğer, her şeyle savaşır dururuz, kahramansa; hep kahraman olmaya çabaladığımız hikayelerin içerisinde kendimizi buluruz peki ya kurbansa?
İşte en tehlikeli nokta burası çünkü kurban psikolojisinin içine hapsolmuş insan hiçbir şey yapamaz, kendisi ve diğerleri için hiçbir sağlıklı düşünce üretemez, ötekini suçlayıp durmak dışında. Ona göre başına gelen her şeyin nedeni başkalarıdır. O böyledir çünkü şu kişi ona bunu yapmıştır ve o bir türlü kendisine bu yapılanı aşıp yoluna devam edemez. Sonra başka suçlamalar izler birincisini, sonra dördüncüsü, beşincisi derken bu böyle devam edip gider. Kişi bir türlü kurban psikolojisinin içinden çıkamadığı için kontrolü ele alıp, kendisine yardım edemez ve hal böyle olunca da self sabotaj kaçınılmaz olur ve hayatı sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam edemez.
Peki bunu önlemek için ne yapabiliriz? Önce, zihni ve tabiatı ile muhtarı anlamak gerek. Niçin orada ve ne yapmak istiyor? Sonra, kontrolü bilincin ele alması gerekiyor çünkü muhtar zaten bilinçsiz zihni temsil ediyor, yani bilinç dışını yani kolektifi. Bunun farkında olabilmek için de bu hali sürekli olarak koruyabilmek gerekiyor ki o da anda kalabilmekle mümkün. Anda kalabilmenin en güçlü silahı ise nefes.
Her bir insanın, her daim, aldığı ve verdiği nefesin farkında olması gerekiyor ki zihni ve muhtarı koptuğu her yerden ana geri getirebilsin. Basit görünüyor ama oldukça zor. Bir otuz dakika denediğinde bile, farkındalık halini korumanın ne kadar meşakkatli olduğunu anlıyoruz fakat pratik ettikçe ve bu durumu hayatın bir parçası haline getirdikçe; içsel muhtarın gazabından, kurban psikolojisine düşmekten ve self sabotajdan kendisini koruyabiliyor insan.
Yorumlar
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Giriş Yapİlginizi Çekebilir

Murat Ağırel Tutuklandı! Sarıgül Soruşturmasında Son Durum
Gazeteci Murat Ağırel, Sarıgül ailesiyle bağlantılı para aklama iddialarının soruşturulduğu dosyada tutuklandı. Soruşturmada 17 şüpheliden 15’i cezaevine gönderildi.

Dünyanın en yaşlı canlıları şaşırtıyor! Aralarında 200 bin yıllık tür bile var
Savaşlardan sağ çıkan ağaçlardan binlerce yıldır yaşayan canlılara kadar doğanın en yaşlıları, yüz binlerce yıla uzanan ömürleriyle dikkat çekiyor.

Amerika’nın en başarılı Türk gençleri arasında! Alp Aygen’in başarısı dikkat çekti
Amerika’da eğitim gören en başarılı 25 Türk öğrenci arasında gösterilen Alp Aygen, Georgetown Üniversitesi’nde Finans ile Operasyon ve Analitik alanla...